Dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ekim 2018 Perşembe

BUGÜN NE ÖĞRENDİM? #22

Öyle bir yer var ki ne savaşlar ne de ekonomik krizler orayı hiç etkilemiyor diyorum. Hayal gibi değil mi? Evet, böyle bir yer var.


Orası Tristan da Cunha…




Tristan da Cunha, dünyanın en ıssız yerleşim birimi ve aynı zamanda dünya üzerinde yerleşim olan, karaya en uzak ada. Atlantik Okyanusu'nun güneyinde yer alan ada, en yakın yerleşim yeri olan Güney Afrika’ya 2800 kilometre uzaklıkta olmasından dolayı dünyada ulaşılması en zor yer olarak kabul ediliyor. 




1506 yılında keşfedilen Tristan da Cunha, yüzyıllar boyu İtalyan, İngiliz ve Amerikalı yerleşimcilerin evi oldu. Atlas okyanusunda bulunan ve İngiliz Milletler Topluluğu'na bağlı olan bu aktif volkanik ada 1506 yılında Portekizli Amiral Tristao da Cunha tarafından keşfedilmiştir. 





Adada sosyal tesis olarak 1 okul, 1 hastane, 1 postane, 1 müze, 1 pastane, 1 bar ve 1 yüzme havuzu bulunuyor. 2015'de yapılan nüfus sayımına göre adanın nüfusu sadece 259 kişiden oluşuyor. Halk yerleşik olarak sadece bir noktada, adanın kuzey batısındaki bir yaylada hayatını sürdürüyor. Adanın kıyıları sert dalgalar ile sürekli dövülen kayalıklar ile kaplı. 




Halk tarım ve balıkçılık yaparak geçimini sağlıyor. Paraya ihtiyacın olmadığı adada, para harcayacak yer de pek bulunmuyor. :)




Tristan da Cunha, İngiltere’ye bağlı. Resmi dili İngilizce. Tabii doğal olarak adaya girmek için Britanya vizesi şart. Bu arada adaya ulaşım sadece, adada bulunan küçük bir liman sayesinde gerçekleşiyor.




Devamını Oku

17 Ekim 2018 Çarşamba

TAŞ SEKTİRMEYİ SİZDEN ÖĞRENECEK DEĞİLİZ Mİ ACABA?

Size Amerikalı Kurt Steiner, parlak sarı tişörtü ve beysbol şapkasının altındaki uzun saçlarıyla çok karizmatik duruyordu demeyeceğim çünkü asıl konumuz Kurt’un 2002 yılında taş sektirme dalında Guinness dünya rekorunu kırması. Attığı taş, Pennsylvania Franklin’de suyun yüzeyinde en az 40 kez sekmiş. 




Peki bu başarısının sebebi neymiş? 


Marsilya’daki Provence Üniversitesi’nden Christophe Clanet beyefendi kendine bu soruyu sorma ve yetmezmiş gibi de bir araştırma yapma gerekliliği görmüş. Laboratuvarında çeşitli ağırlık, şekil ve ebattaki alüminyum taşları bir su kütlesinin üzerinde tek tek denemiş. Taşın fırlatılma ve dönme hızını ve de suya çarpma hızını sürekli değiştirmiş. Sonrasındaysa yüksek hızlı bir video kamerayla seken bu taşları filme almış ve bizler için taş sektirme konusunda hayati öneme sahip şu tavsiyeleri oluşturmuş:


• Yassı bir taş seçilecek
• Oldukça hızlı fırlatılacak ki Steiner, taşı saatte 72 km hızla atıyormuş.
• Taşın kendi etrafında dönmesi sağlanacak, böylece taş rotasında kalacak. 
• Son olarak, taşın suya yaklaşık 20 derecelik bir açıyla çarptığından emin olunacak ve bu şekilde taşın suyla teması kısa tutulup en az enerji kaybı yaşanacak.

O kadarrrrrr ! :)

Devamını Oku

11 Ekim 2018 Perşembe

UZAY YOLCULUKLARI ASTRONOTLAR İÇİN TEHLİKELİ Mİ?

Bilim insanlarının yaptığı yeni bir araştırma, derin uzay yolculuğuna çıkan astronotların sindirim sistemlerinin zarar görebileceğini ortaya koymuş.




Georgetown Üniversitesi Tıp Merkezi’nde bulunan bir grup araştırmacı, yakın bir zamanda yaptıkları bir çalışma ile mide-bağırsak dokularının, galaktik kozmik radyasyon ile karşılaşmaları halinde fonksiyonlarının değiştiği yönünde görüş bildirmiş. Ve bu değişim mide ve kolon kanserine yol açabilirmiş. 


Bizler Dünya’da bu radyasyondan etkilenmiyoruz; çünkü gezegenimizin manyetosferi tarafından korunuyoruz. Fakat uzayda durum başka. İnsanoğlu bu radyasyonun aşırı dozlarını fazladan bir koruma olmadan kaldırabilecek şekilde evrilmiş değil, ayrıca mevcut koruma teknolojisi de bu radyasyonu engelleyemiyor.


Araştırma lideri Kamal Datta, durumu şöyle açıklıyor: “Demir ve silikon gibi ağır iyonlar, Dünya’da mevcut olan x-ray’ler ve gamma ışınları gibi kütlesiz fotonlara ve uzay dışındaki düşük kütleli protonlara kıyasla daha büyük kütleleri oldukları için zarar veriyorlar.”


Araştırmacılar deneylerini fareleri küçük dozlarda demir radyasyonuna maruz bırakarak yapmışlar ve bu tür bir radyasyona maruz kalan farelerin yiyeceklerdeki besinleri artık tam olarak sindiremediğini ve hatta kanser benzeri polipler geliştirdiklerini saptamışlar.

Devamını Oku

12 Ağustos 2018 Pazar

ARBEJDSGLæDE DİYORUM, NE Mİ DİYORUM?

Danimarka’nın dünyadaki en mutlu ülke olduğunu duymuş olabilirsiniz ama tek birincilikleri bu değilmiş. İş hayatlarında da dünyanın en mutlu çalışanlarını oluşturuyorlarmış. 





İş yerinde o kadar mutluymuşlar ki mutluluklarını ifade etmek için bir kelimeleri bile varmış: “Arbejdsglæde“ Bizim açımızdan hede hödö şeklinde anlamsız bir harf öbeği gibi göründüğünün farkındayım. :) Harflere takılmayın anlam derin.


“İş” anlamına gelen arbejde ve “mutluluk” manasındaki glæde kelimelerinin birleşimi olan arbejdsglæde “iş yerinde mutluluk” demekmiş. Ve bu kelime gezegendeki başka hiçbir dilde bulunmuyormuş. Sıkı bir araştırma yaptım, hakikaten yok !


Tabiki de bu bir rastlantı değil. Çünkü, Danimarka’daki işverenlerin dolayısıyla iş yerlerinin, çalışanlarını mutlu etmek gibi uzun zamandır devam eden bir gelenekleri varmış. Bu nedenle çalışanlarına iş yerinde keyifli vakitler geçirebilecekleri bir ortam hazırlıyorlarmış. Masalara bırakılan küçük şekerlemeler, ikram edilen kahveler, motive edici övgü sözleri, zarif iltifatlar, yorulduğunuzda ya da kafanızı toplamanız gerektiğinde 5 dakika boyunca telefondan, bilgisayardan gerekirse ofisten ayrılma hakkı gibi pek çok muhteşem örnek yani. Sonra tabi mutlu çalışanlar, verimli işler, mutlu işverenler ve sonunda da mutlu ülke…


Allahım bi zahmet beni de Danimarka’ya ışınlar mısın demem için al bana bir neden daha :)

Devamını Oku

12 AĞUSTOS FİL GÜNÜ

Onlar akıllılar. Aile odaklılar. Harika hatıralara ve muhteşem hafızalara sahipler. Empati ve öz-farkındalıktan oluşan geniş bir yelpazede acı, sevgi gibi derin duyguları hissedebiliyorlar. Sosyal yapıları güçlü, zor durumda olan bütün türlere yardım edebilecek kadar dayanışmacı, ölenlerin kemiklerine saygı gösterecek kadar vefalılar…




Bugün hem Batı hem de Doğu kültürlerinde hafızayı, bilgeliği, uzun yaşamı simgeleyen ve dokunarak, görerek, duyarak iletişim kuran fillerin günü. 


İşte tam da bu yüzden bugün var gücümüzle bağırıyoruz, yazıyoruz, söylüyoruz yani elimizden ne gelirse yapmaya çalışıyoruz ki bu muhteşem varlıklar öldürülmesin! 
Sirklere ya da hayvanat bahçelerine hapsedilmesin! 
Sırf dişleri için 15 dakikada 1 fil katledilmesin! 
Fildişi avcılığına ağır cezalar ve yaptırımlar gelsin!

Devamını Oku

11 Ağustos 2018 Cumartesi

PERSEID FESTİVALİNE DAVETLİSİNİZ

Her sene Ağustos ayı içerinde muhteşem manzaralar sunan Perseid meteor yağmuruna az bir zaman kaldı. Bu hafta sonu gerçekleşecek, alev topu olarak da bilinen Perseid meteor yağmurları, diğer meteor yağmurlarına kıyasla daha fazla ışık ve renk ortaya çıkarıyor ve daha uzun süreli izleme imkanı sunuyor.




Bu yılki meteor yağmurunu izlemek için gökyüzüne baktığımızda bu mükemmel şovu efsaneleştirecek bir de dolunay olacak. Perseid meteorları, güneşin 133 yıllık yörüngesini gezen Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının enkaz kuyruğundan geçtiğinde gökyüzünü aydınlatacak.




Mükemmel meteor yağmuruna şahit olmak için en güzel zaman 12 Ağustos gecesi ve 13 Ağustos sabahlarının şafak öncesi erken sabah saatleri. 


GİRİŞ: ÜCRETSİZ
KİŞİ SAYISI: SINIRSIZ
AKTİVİTE: Dışarı Çık ve Göğe Bak! :)

Devamını Oku

9 Ağustos 2018 Perşembe

ABD DOLARINDA İLK SİYAHİ KADIN PORTRESİ DÖNEMİ

Artık 20 dolarların üzerinde ABD tarihindeki en önemli insan hakları savunucularından kölelik karşıtı Harriet Tubman'ın portresi yer alacak.





20 dolarlık banknotun ön yüzünde yer alan ve zamanında köle sahipliği de yapan eski başkan Andrew Jackson yerini, bir köle olarak dünyaya gelip özgürlüğünü kazanan ve beraberinde de 70 köleyi özgürlüğüne kavuşturan Harriet Tubman'a bırakacak. Jackson ise arka yüze taşınacak. 


Harriet Tubman Kimdir?

Harriet Tubman, 1820'de köle olarak dünyaya gelmiş ve Abraham Lincoln'ün köleliği kaldırmak üzere yaptığı girişimler sonucu çıkan ABD İç Savaşı'nda 70 köleyi kurtarmıştır.


Tubman, 70 köleyi, köleliğin yaygın olduğu Güney eyaletlerinden trene bindirerek kölelik karşıtı olan Kuzey eyaletlerine kaçırmıştır. Ancak Tubman bununla da yetinmemiştir. Tubman kölelikten o kadar nefret etmiştir ki sadece kaçmak değil, köleliği savunan güney eyaletlerini de çökertmek istemiştir. Bu nedenle iç savaş sırasında düşman hattının arkasına sızan keşif ekiplerine katılmış ve Kuzey Birliklerine Güney Birliklerinin mevzilerini ihbar etmiştir.


Devamını Oku

8 Ağustos 2018 Çarşamba

SOSYAL MEDYADA YENİ AKIM: PLOGGING


Dünyada yeni yeni ses getirmeye başlayan Plogging akımı, katılan kişilerin hem kalori yakmasını, hem de çevre temizliğine katkıda bulunmasını sağlıyor.





Sosyal medya, ilk defa güzel ve faydalı bir akıma ev sahipliği yapıyor olabilir. İsveç’te başlayan ve kısa sürede tüm dünyaya yayılan Plogging akımı, hem kişilerin daha hızlı kalori yakmasını sağlıyor hem de çevrenin temizlenmesine yardımcı oluyor.


Plogging akımı temel olarak aynı anda hem koşu yapıp hem de çevreyi temizlemek olarak tanımlanabilir. Elinde bir çöp poşeti ile koşuya çıkan kişiler, koşu yaptıkları sırada yerde buldukları plastik şişe, ambalaj gibi atıkları topluyorlar. Tabi herkesin ploggingi kendine :) Bundan mütevellit kimileri topladıkları atıkları giysilerinin bir kenarına sıkıştırmayı tercih ediyor.




İsveç merkezli bir fitness uygulaması olan Lifesum’a göre Plogging, sıradan bir koşuya göre daha fazla kalori yaktırıyor. Nedeni ise Plogging yapan kişilerin atıkları toplamak için yere eğildiklerinde squat yapmaktan daha fazla kalori harcıyor olmaları.


Lifesum tarafından yapılan açıklamaya göre sıradan 30 dakikalık bir egzersiz, vücudun 235 kalori yakmasına neden oluyor. 30 dakikalık Plogging ise 288 kalori yaktırıyor. Fark küçük olsa da faydası sanılandan daha büyük.


Günümüz toplumlarının tüketime olan düşkünlüğü, her gün tonlarca atığın ortaya çıkmasına neden oluyor. Plogging, vücuda sağladığı faydaların yanı sıra çevre temizliğine de katkı sağlıyor. Çevrede de bizim yaşadığımızı düşünürsek bu fayda nihayetinde bize yarıyor.




Plogging’in dünya çapında tutan bir akım haline gelmesindeki en önemli nedenlerden biri de #plogging etiketi ile fotoğraf paylaşan kişilerin çoğunun fit bir vücuda sahip olması. ‘Başarılı’ sporcuların plogging yaptığını gören kişiler, akıma daha fazla destek veriyor.


NOT: YAŞASIN plogging :)

Devamını Oku