bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2018 Perşembe

UZAY YOLCULUKLARI ASTRONOTLAR İÇİN TEHLİKELİ Mİ?

Bilim insanlarının yaptığı yeni bir araştırma, derin uzay yolculuğuna çıkan astronotların sindirim sistemlerinin zarar görebileceğini ortaya koymuş.




Georgetown Üniversitesi Tıp Merkezi’nde bulunan bir grup araştırmacı, yakın bir zamanda yaptıkları bir çalışma ile mide-bağırsak dokularının, galaktik kozmik radyasyon ile karşılaşmaları halinde fonksiyonlarının değiştiği yönünde görüş bildirmiş. Ve bu değişim mide ve kolon kanserine yol açabilirmiş. 


Bizler Dünya’da bu radyasyondan etkilenmiyoruz; çünkü gezegenimizin manyetosferi tarafından korunuyoruz. Fakat uzayda durum başka. İnsanoğlu bu radyasyonun aşırı dozlarını fazladan bir koruma olmadan kaldırabilecek şekilde evrilmiş değil, ayrıca mevcut koruma teknolojisi de bu radyasyonu engelleyemiyor.


Araştırma lideri Kamal Datta, durumu şöyle açıklıyor: “Demir ve silikon gibi ağır iyonlar, Dünya’da mevcut olan x-ray’ler ve gamma ışınları gibi kütlesiz fotonlara ve uzay dışındaki düşük kütleli protonlara kıyasla daha büyük kütleleri oldukları için zarar veriyorlar.”


Araştırmacılar deneylerini fareleri küçük dozlarda demir radyasyonuna maruz bırakarak yapmışlar ve bu tür bir radyasyona maruz kalan farelerin yiyeceklerdeki besinleri artık tam olarak sindiremediğini ve hatta kanser benzeri polipler geliştirdiklerini saptamışlar.

Devamını Oku

11 Ağustos 2018 Cumartesi

4.500 YILLIK KADIN İSKELETİNDE GİZEMLİ SÜSLEMELER KEŞFEDİLDİ

Polonya ve Ukraynalı arkeologlardan oluşan bir ekip, birkaç yıl önce bir dizi höyüğü inceledi ve höyüklerden birinde 25-30 yaşlarında genç bir kadın iskeleti buldu.

4.500 yıl önce günümüz Ukrayna’sında yer alan Dinyester’in ortalarında gömülmüş genç kadının kemiklerinin eşsiz süslemelerle dolu olduğu keşfedildi. Bilim insanlarına göre bu işaretler ölümden ve bedenin çürüme sürecinden sonra yapılmış.




Poznań’daki, Adam Mickiewicz Üniversitesi Arkeoloji Enstitüsü’nden Danuta Zurkiewicz, “Gömütü çizimleyip, fotoğraflarken, iskeletin her iki dirsek kemiğinde de paralel çizgi desenleri dikkatimizi çekti. Fakat izlerin hayvanlar tarafından oluşturulmuş olabileceğini düşünerek bu keşfe o anda kuşkuyla yaklaştık.” dedi.




Yapılan analizler ve bir dizi araştırma konuya ışık tutmayı başarabildi. Desenlerin insan elinden çıktığı kesinmiş. Bu süslemelerin kemik yüzeyindeki yeri ve boyanın uygulanışından açıkça anlaşılıyormuş. Bilim insanları, boya olarak muhtemelen odundan elde edilen katran gibi siyah bir madde kullanıldığını belirtiyor. Zurkiewicz, durumu, “Kadının ölümünden bir süre sonra mezarı açılmış, süslemeler yapılmış ve kemikler tekrar anatomik düzene sokulmuş” diyerek açıklıyor. Bundan yıllar önce ne kadar karmaşık cenaze ritüellerinin yapıldığına da şahit oluyoruz böylece.




Şu ana kadar Avrupa’daki diğer tarihöncesi topluluklar arasında karşılaştırılabilir herhangi bir gelenek olmadığından bu buluşun eşsiz olma niteliği taşıdığı belirtiliyor.


Yaklaşık 4.500 yıl önce orta Dinyester bölgesinde yaşayan topluluk, göçebe çobanlıkla uğraşıyordu. Sonuç olarak, kalıcı herhangi bir yerleşim kurulmamıştı. Öyle ki bu durum, o döneme ait ev keşiflerinin yokluğundan da açıkça anlaşılmakta. Öte yandan ev ve yerleşimdeki anlayışın aksine, cenazeler için anıtsal gömütler yapılmış ve bunlar çağdaş toplulukların yaşamında önemli bir rol oynamıştı.


Zurkiewicz, “Ancak, kadınlar nadiren höyüklere gömülüyordu. O nedenle, kemikleri desenlerle süslenmiş bu kadının topluluğun önemli bir üyesi olması muhtemel” diyor.




Ekibin araştırmasının ilerleyen safhaları Baltic-Pontic Studies’in gelecek sayısında yayımlanacakmış, duyurulur.





Devamını Oku

1 Ağustos 2018 Çarşamba

BİLİM İNSANLARIMIZIN YAPAY DAMAR BAŞARISI

İstanbul Teknik Üniversitesi, damar değişimine ihtiyaç duyan hastalara çare olabilecek bir çalışmaya imza attı.




İTÜ'de görevli Dr. Öğretim Üyesi İpek Yalçın Eniş tarafından, İTÜ Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Telem Gök Sadıkoğlu’nun danışmanlığında yürütülen doktora tezi kapsamında geliştirilen gerçek damar yapısını taklit eden katmanlı biyobozunur damar üretmeyi başardı. 

Üretilen yapay damarla, baypas ile damar değişimine ihtiyaç duyan hastalar için çare olabilmek hedefleniyor.

Günümüz teknolojisi yapay damar üretimine imkan verse de küçük çaplı yapay damarların değişimi noktasında çeşitli güçlükler yaşandığını vurgulayan Eniş, 8 yıl süren çalışması sonucunda Türkiye’de bu konuda ilk kez araştırma yaparak bilim dünyasına adını yazdırdı. Eniş, gerçek damar histolojisinin kompleks yapısının ancak her katmanında farklı tasarım ölçütlerine sahip, katmanlı yapay damarlar ile sağlanabileceği sonucuna ulaştı. Klinik öncesi testlerden başarıyla geçen yapay damarın deneysel çalışmalarının bir kısmı Liberec Teknik Üniversitesi'nde Prof. Dr. David Lukas, CSc. eş danışmanlığında gerçekleştirildi. Üretilen damarlar küçük hayvan modelleri üzerinde denenerek, ilk bulgulardan başarılı sonuçlar elde edilirken, büyük hayvan modelleri üzerinde çalışmalar devam ediyor. Kan akışını taklit edecek biyoreaktör tasarımı ile dinamik hücre ekimine dair ön çalışmalar da TÜBİTAK 1001 projesi kapsamında gerçekleştirildi.


NOT: Bana böyle haberlerle gelin :)






Devamını Oku