danimarka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
danimarka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2018 Pazar

ARBEJDSGLæDE DİYORUM, NE Mİ DİYORUM?

Danimarka’nın dünyadaki en mutlu ülke olduğunu duymuş olabilirsiniz ama tek birincilikleri bu değilmiş. İş hayatlarında da dünyanın en mutlu çalışanlarını oluşturuyorlarmış. 





İş yerinde o kadar mutluymuşlar ki mutluluklarını ifade etmek için bir kelimeleri bile varmış: “Arbejdsglæde“ Bizim açımızdan hede hödö şeklinde anlamsız bir harf öbeği gibi göründüğünün farkındayım. :) Harflere takılmayın anlam derin.


“İş” anlamına gelen arbejde ve “mutluluk” manasındaki glæde kelimelerinin birleşimi olan arbejdsglæde “iş yerinde mutluluk” demekmiş. Ve bu kelime gezegendeki başka hiçbir dilde bulunmuyormuş. Sıkı bir araştırma yaptım, hakikaten yok !


Tabiki de bu bir rastlantı değil. Çünkü, Danimarka’daki işverenlerin dolayısıyla iş yerlerinin, çalışanlarını mutlu etmek gibi uzun zamandır devam eden bir gelenekleri varmış. Bu nedenle çalışanlarına iş yerinde keyifli vakitler geçirebilecekleri bir ortam hazırlıyorlarmış. Masalara bırakılan küçük şekerlemeler, ikram edilen kahveler, motive edici övgü sözleri, zarif iltifatlar, yorulduğunuzda ya da kafanızı toplamanız gerektiğinde 5 dakika boyunca telefondan, bilgisayardan gerekirse ofisten ayrılma hakkı gibi pek çok muhteşem örnek yani. Sonra tabi mutlu çalışanlar, verimli işler, mutlu işverenler ve sonunda da mutlu ülke…


Allahım bi zahmet beni de Danimarka’ya ışınlar mısın demem için al bana bir neden daha :)

Devamını Oku

6 Ağustos 2018 Pazartesi

BUGÜN NE ÖĞRENDİM? #15

Astrologlara göre, güneşini ayın ve diğer gök cisimlerinin konumları karakterimizin oluşumunda belirleyecidir ve doğduğumuz gündeki yıldız haritaları da burçlarımızı oluşturur.





Danimarka’daki Aarhus Üniversitesi’nden Peter Hartman bu yıldız büyücülüğünde doğruluk olup olmadığını tespit etmeye karar vermiş. Hartman, 15.000 gönüllünün doğum tarihleriyle kişilik ve zeka testlerinin sonuçlarını karşılaştırmış. Veriler büyük oranda, gönüllülerin birkaç sene boyunca anket doldurarak oluşturdukları Amerikan veritabanı olan National Longitude Study of the Youth’tan alınmış. Bu verilerden, örneğin bir insanın çekingen mi yoksa dışa dönük mü olduğu anlaşılabiliyormuş.


Sonuçlar aklımızı başımıza getirecek cinsten. 

Doğum tarihimiz ve dolayısıyla yıldızların ve gezegenlerin o andaki konumu, karakterimiz ve zekamızla ilgili hiçbir şey ifade etmiyormuş. Peki, hal böyleyken neden insanlar kendilerini astrologların o hede hödö kelimeleri ya da cümleleriyle tanımlıyor? Bunun sebebi de gayet basitmiş çünkü, kendimizi genel betimlemelerle tanımlama eğilimimiz varmış. Örneğin: Bazen kendinizi çok yalnız hissetseniz bile, yine de insanlarla beraber olmak hoşunuza gider, cümlesi aslında bir burca özgü bir gözlem olamaz. Lanet olsun tüm dünya nüfusu ara ara kendini böyle hisseder adamım, sana özgü değil yani :)


BURCUNUZA DEĞİL, KENDİNİZE İNANIN :)



Devamını Oku

5 Ağustos 2018 Pazar

BUGÜN NE ÖĞRENDİM? #14

Danimarka’da İnsan Kütüphanesi (Human Library) adında bir kütüphane kurulmuş. Bu kütüphanenin diğerlerinden farkı, hikâyesini okumak için kütüphaneden bir kitabı değil, gerçek yaşam tecrübelerine sahip bir insanı ödünç alıyor olmanızmış. Yarım saat boyunca, bir politikacı, bir şizofren, bir din adamı, bir köpek bakıcısı, bir evsiz vb. ile bir masada karşılıklı oturuyor, onun hikâyesini dinliyor, hayatına dokunuyor ve hiçbir toplumsal baskı hissetmeden, cahil, ön yargılı ya da aptal görünmekten korkmadan ona sorular sorabiliyorsunuz. Böylece kendi hayatınızdan çok farklı hayatlar yaşayan insanlar ile bir bağ kurup empati yapma imkanı buluyorsunuz. 





Olağanüstü fikir, 2000 yılında Danimarka’da gerginliklerin yol açtığı gençlik şiddetini azaltmak amacı ile geliştirilmiş. Daha sonra bireyler arasındaki anlayış ve empatiyi geliştiren uluslararası bir proje haline gelmiş. Kendilerini dünya çapında bir sosyal değişim hareketi olarak tanımlıyorlar, sloganları ise “Kitabı kapağına göre değerlendirmeyin”.  




1961 yılında yayınlanan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” adlı romanında, insanın gerçek öğrenmesinin ancak ve ancak başka bir insanla gireceği iletişimle mümkün olabileceğini savunmuştur. Tanpınar yaşasaydı, insan kütüphanesi projesini duyduğunda, bunu 40 yıl önce düşünmüş olduğunu söyler miydi bilemiyorum tabii :)




Not: Bana böyle fikirlerle gel insanlık :)
Devamını Oku