Meksika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meksika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2018 Çarşamba

BUGÜN NE ÖĞRENDİM? #21

Sezar (Caeser) salatayı, antik Roma halkının huzurunda bir iki Hristiyan’ı sırf eğlence olsun diye aslanlara atmadan önce bir köşede yayıla yayıla öğle yemeği yiyen, o suratsız imparator icat etmemiş. Yani yanlış biliyormuşuz. Aslında bu salata bir asırdan kısa bir süre önce Meksika’da bulunmuş. 




İşte hikayesi:


İtalya da doğan Caesar Cardini, Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcında üç erkek kardeşiyle birlikte Amerika’ya göç etti. Bu dönem, Amerika’da Asil Deneyim diye adlandırılan içki satışının, üretiminin ve sevkiyatının yasaklandığı 1920 ile 1933 yılları arasındaki içki yasağı dönemiydi. Yasağın amacı, Amerikan halkının ahlakını ve davranışlarını düzeltmekti ama tam aksine özellikle bu dönemde örgütlü suçlarda müthiş bir artış görüldü. Bir iki kadeh içki için insanların neleri göze alabildiğini gören Caeser ve kardeşi Alex, hal böyleyken bu ortamdan yasal bir iş fırsatı yakalanabileceğini gördüler ve bunu değerlendirdiler. 1924’te Los Angeles’tan Meksika sınırının ötesine kısa bir yolculukla Tijuana’ya gittiler ve orada bir restoran açtılar. Tijuana o sıralarda o dönemde hafta sonu partilerine meraklı olan Güney Kaliforniyalıların gözde kentlerinden biri haline gelmişti.


Cardinilerin sert alkol ve lezzetli İtalyan yemeği kombinasyonu başarılı oldu ve 4 Temmuz Bağımsızlık Günü kutlamaları için o kadar fazla sipariş aldılar ki Ceasar’ın kızı Rosa’nın anlattığına göre, babasının sarhoş müşterilerine yedirdiği malzeme stokları göz açıp kapayıncaya kadar tükendi. Bunun üzerine Cardini, mutfakta kalan ne varsa karıştırıp bir salata yaptı. Böylece marul, kruton, parmesan peyniri, yumurta, zeytinyağı, limon suyu, karabiber ve Worcestershire sosundan oluşan bir salata ortaya çıktı. Basitliğini perdelemek için olsa gerek, Cardini salatayı masaya getirdi ve müşterilerin önünde teatral bir sunumla tüm yapraklar yoğun kıvamlı sosa bulanıncaya kadar tabağı çalkaladı.




Anlatılanlara göre hafta sonu eğlenmek için uçağa atlayıp oraya gelen bir grup Hollywood film yıldızı salatayı o kadar çok beğendi ki Alex salataya onların şerefine “Uçucular Salatası” adını verdi. Sonraları, restoran Commercial Oteli’nin zemin katına taşınınca Cardini kardeşler bu salatanın ilk olarak nasıl ortaya çıktığını anlattılar ve böylece salataya Ceaser (Sezar) adı verildi. 


Doğaçlama salata tabağı sayesinde Cardini zengin oldu ve sonunda meşhur buluşunu 1948 yılında tescil ettirdi. Cardini şirketi, bugün Amerika’nın sayıları sürekli artan yağ ve sos ürünleri pazarında hala liderliğini koruyor.

Devamını Oku

20 Temmuz 2018 Cuma

İKİ FRIDA ( THE TWO FRIDAS) FRIDA KAHLO


Döneminin en dikkat çekici ve ünlü Meksikalı sanatçısı olan Frida Kahlo, eserlerine cesurca yansıtabilmeyi başardığı yoğun, katışıksız ve tamamen gerçek duygusallığı ile öne çıkmayı başarmıştır. Bu sayede önce Meksika ve Amerika’da, ardından da tüm dünyada dikkat çeken bir sanatçıya dönüşmüştür.


Frida, eserlerinde güçlü kişiliğini, hayat mücadelesini, kişisel sorunlarını ve duygusallığını anlatmıştır. En önemli eserlerinden biri olan İki Frida, ressamın kendi hayatında bir dönüm noktasını ve ona dair kendi bakış açısını yansıtmaktadır. Eser, Frida’nın ünlü ressam eşi Diego Rivera’ dan boşandığı dönemde yapılmıştır. Bu nedenle eserde Frida’nın Diego’ya olan aşkı, ayrılıkları, acıları ve kendi kimliğine dair çeşitli anlamlar bulmak mümkündür.




Bir otoportre olan eserde, Frida’yı farklı iki şekilde görüyoruz. Sağ tarafta görülen Frida geleneksel Meksika kıyafetleri olan Tehuana içindedir, öte yandan daha açık tenli olarak resmedilmiştir. Soldaki Frida ise Victoria dönemi, beyaz, işlemeli İngiliz kıyafetleri giymektedir. Bu üst düzey izlenimi veren kıyafete ek olarak soldaki Frida’nın saçı düzgün bir biçimde toplanmış ve makyajı özenle yapılmıştır. 

Yan yana oturan bu iki aynı kadın, el ele tutuşurken bir yandan da üzerlerinden dolaşan bir damar yolu ile de birbirlerine bağlanmışlardır. Bu damarın çıkış noktası sağdaki Frida’nın elindeki, küçük muskanın üzerinde bulunan çocuk Diego’nun bir fotoğrafıdır. Bu muskadan beslenen damar, dolaşıp Frida’nın kalbine oradan da diğer Frida’ya ulaşır. Bu çocuk Diego’yu, Frida’lara bağlayan damar bir yandan da bir göbek bağını çağrıştırır. Dolayısıyla Frida’nın Diego’yu yalnızca eşi olarak değil aynı zamanda da çocuğu gibi gördüğü çıkarımına ulaşabiliriz. 




Sağdaki Frida, ressamın hep inandığı gibi, Diego Rivera’nın baştan beri sevdiği, saygı duyduğu ve onu olduğu gibi kabullendiği “ Meksikalı Frida “ dır.  Soldaki daha çok gelinliğe benzeyen elbise içindeki Frida ise, Diego’nun  terk ettiği Frida’ dır. Bu yüzden sağdaki Frida’nın kalbi bir bütün iken, soldakinin kalbi kesik yani kırıktır. Sağda Diego’ dan doğan ve bu damarla beslenen Frida, soldakine de bu damarı iletmiş olsa da o damar sonunda bir ameliyat makası ile kesilmiş ve kanamaktadır. Bu kesilmiş damar Diego ile ayrılıklarını yansıtırken bir yandan da Frida’nın kucağından damlayan kanlar, geçirdiği ameliyatlara ve sahip olamayıp düşürdüğü bebeklere dair acılarını ifade eder.

Resimdeki iki Frida aynı zamanda ressamın köklerine ve kimliğine dair birer semboldür. Sağdaki Meksikalı Frida, Meksika’da yaşadığı dönemi ve annesi tarafından Meksika’ ya ait köklerini simgelerken, soldaki Frida ise, Amerika ve Avrupa’ da yaşadığı sonraki dönemini ve bir Alman yahudisi olan babasının kökenini çağrıştırmaktadır.

Arka plandaki karanlık bulutlarla kaplı ve uğursuz görünümlü gökyüzü yaklaşmakta olan bir fırtınanın habercisidir. Bu durum Frida’nın iç dünyasındaki karmaşayı ve içinde bulunan huzursuzluğu ifade etmektedir. Ve bu karanlık ve fırtınalı dünyada Frida’nın tek refakatçisi yine kendisidir. İster Meksikalı ister Avrupalı olsun Frida,  “ Frida  “ dır ve kendini kendisinden daha iyi anlayan, tanıyan ve destek olan başkası yoktur.

Bu resme ne zaman baksam Frida’nın aslında kendisini anlatıyor gibi gözükse de bizi bizlere anlatmak için İki Frida’ yı resmettiği hissine kapılıyor ve ona yalnız değilsin deme isteği duyuyorum…

Eğer bu olağanüstü ve baştan aşağı gerçek duygularla yapılmış eseri kendi gözlerinizle yakından görmek isterseniz Meksiko City Modern Sanat Müzesi’ne gidiniz zira benim yapılacaklar listemde böyle bir madde bulunuyor. Ve eğer benden önce giderseniz, O’ na yalnız olmadığını söylemeyi unutmayın…

Gerçek duygularla kalın…
Gerçek kalın…





Devamını Oku